Turkey

Geçmişi 7 bin yıl öncesine uzanan Afrodisias Antik Kenti, antik çağda aşkın ve güzelliğin tanrıçası olarak tanımlanan Afrodit'e adanmış kentler arasında en ünlüsü olarak biliniyor. En görkenli devrini Roma döneminde yaşayan kültür hazinelerimizden Afrodisyas Anadolu topraklarında en iyi korunan antik kentlerden biridir. Peki, Afrodisias Antik Tiyatrosu nerede? Afrodisias Antik Kenti kim buldu? Afrodisias Antik Kenti'nin tarihçesi ve kalıntıları hakkında merak edilenler...  

AFRODİSİAS ANTİK KENTİ NEREDE?

Aydın'ın Karacasu ilçesinde bulunan aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'e adanmış Aphrodisias, anıt yapıları çok iyi korunmuş bir antik kenttir. Afrodisyas (ya da Afrodisias) adlı kentlerin en ünlüsü, Anadolu'nun güneybatısında, eski Karia bölgesinde, günümüzde Aydın'ın Karacasu ilçesine bağlı Geyre mahallesinin bulunduğu yerdedir. 
Türkiye'nin en önemli arkeolojik alanlarından biri sayılan Aphrodisias, 2017'de UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kaydedildi. 

APHRODITE (AFRODİT) KÜLTÜ VE HEYKELCİLİK OKULU İLE TANINIYOR

Arkeolog Kenan Tevfik Erim'in 1961-1990 yılları kazılarıyla gün ışığına çıkan Aphrodisias, Roma çağında tanrıça Aphrodite (Afrodit) kültüyle tanındı ve adını da ondan aldı. Bir başka özelliği de, civardaki zengin mermer yatakları sayesinde önemli bir heykelcilik okulu kurması.

AFRODİSİAS ANTİK KENTİ TARİHÇESİ

M.Ö 5000'lere kadar giden prehistorik bir yerleşime M.Ö. 6. Yüzyılda kurulan Aphrodisias, başlangıçta küçük bir köydü. İlk Aphrodite tapınağı da bu dönem yapıldı. M.Ö. 2. Yüzyılda ızgara planlı olarak yeniden düzenlenen kent, zamanla önemli bir dini merkeze dönüştü.

Aphrodisias M.Ö. 1. yüzyılda Roma İmparatoru Augustus'un korumasına girerek, hala ayakta olan önemli anıtlar kazandı. MS 3. Yüzyıl sonlarında da Roma İmparatorluğu'nun Karya Eyaletinin önemli mega şehirlerinden biri oldu. 6. Yüzyıldan itibaren önemini kaybederken, 12. Yüzyılda tamamen terkedildi.

DÜNYANIN EN İYİ KORUNMUŞ STADYUMU BURADA!

Aphrodisias, antik dünyanın en iyi korunmuş stadyumu ve anıtsal tapınak kapısıyla ünlü. 270 metrelik stadyumun çevresinde 30 bin kişilik oturma alanı bulunuyor. M.S. 500'de kiliseye çevrilen Aphrodite Tapınağı da görkemini koruyor. Yedi bin kişilik beyaz mermer tiyatro da görülmeye değer. Ören yeriyle içiçe ender müzelerden, antik şehir girişindeki Afrodisias Müzesi'ndeyse, kazılarda çıkan eserler sergileniyor. Müzenin en zengin koleksiyonuysa Geç Helenistik dönemden Erken Bizans'a kadar süren Afrodisias Heykeltıraşlık Okulu'nun heykel ve kabartmalarıyla lahitlerden oluşuyor.

Kent yakınlarında bulunan mermer ocakları ve heykeltraş okulu sayesinde Roma döneminin en bilinen heykeltraşlık merkezleri arasına giren Afrodisyas, kazılardan çıkarılan eşsiz heykel ve kabartmaları, halen ayakta olan kent yapılarıyla her yıl çok sayıda tarih meraklısı ve sanatseveri ağırlıyor.

Özellikle Tetrapylon kapısı, Sebasteion tapınağı, stadyum, antik tiyatro, hamam gibi yapılarıyla dikkati çeken kent, zengin heykel buluntularının sergilendiği müzesiyle de diğer antik kentlerden ayrılıyor.

ARFODİSİAS'I KİM, NASIL KEŞFETTİ?

1964 yılında bir baraj açılışı için bölgeye gazeteci olarak giden Ara Güler açılıştan dönerken yolunu kaybeder. Aydın'ın Geyre beldesine bu şekilde tesadüfen giden Ara , orada köylülerin tarihle iç içe yaşadıklarını görür. 

Kahvehanede tarihi eserlerin masa yapıldığını, evlerin direklerinin tarihi sutunlardan oluştuğunu, lahitler içerisinde kadınların üzüm şırası süzdüklerini görür. Fotoğraflarını çeker ve İstanbul'a gelince araştırır Fakat burasını kimse bilmemektedir, kimsenin Geyre'de yatan o muazzam tarihi kentten haberi yoktur.

Çektiği fotoğrafları Time dergisine gönderir ve fotoğraflar bir anda dünyanın ilgi odağı haline gelir. 

Amerika'dan gelen arkeologlar Geyre'de araştırma yapmaya başladıklarında, gözlerine inanamazlar . Burası binlerce yıl önce kaybolan o mükemmel antik çağ başkenti Afrodisias'tır.

Ünlü fotoğrafçı, yolunu kaybetmesi sonucu tesadüfen bulduğu kentin ilginç hikayesini ve keşfediş serüvenini Oradaydım Belgeseli'nde şu sözlerle anlatıyor.

“Devir 1958. Adnan Menderes’in son zamanlarıydı. Aydın’da valiye gittim. “Adnan Menderes’in açılış yapacağı baraj var. Beni oraya gönder, açılışta resim çekeceğim” dedim. Şoför dedi “Ben bir kestirme yol biliyorum, oradan gidelim.” Kestirme yoldan giderken yolu kaybettik. Yolu kaybedince de nereye gitsek karşıma hep o büyük kayalar çıkıyordu. Güneş battı ve zifiri karanlık oldu. 

Gidiyoruz, gidiyoruz yine aynı kayalıklara geliyoruz. Kaybolduk! Baktım bir ışık var. Bir kahve… Kahveye girdik, adamlar oyun oynuyor. Lüks lambasıyla aydınlanıyordu. Biraz sonra gözüm ışığa alıştı, bir de baktım ki kahvede masa yok. Sütun başlıklarını masa yapmışlar ve üstünde domino oynuyorlar. Tarih ve bugün içi içe yaşamaktadır. Böyle acayip bir yer hayatımda görmedim. Harabe dediğin harabedir. Ama bu öyle değil, bu bambaşka. Bu, tarih içinde yaşayan bir şehir…

Baktım ki taşların içinden suratlar bana bakıyor. Hemen aklıma röportajın adı geldi; Aphrodisias çığlığı… O taşlar bana bakıyor ve “beni buradan kurtar!” diye çığlık atıyor.”

Aphrodisias Antik Kenti, 1987’de UNESCO’nun Dünya Kültür Miras Listesi’ne alınmıştı.

PROF. DR. KENAN TEVFİK ERİM KİMDİR? 

Kenan Tevfik Erim, (d. 13 Şubat 1929 - ö. 3 Kasım 1990), ismi Afrodisias Antik Kenti kazıları ile özdeşleşmiş Türk arkeologudur.

Bir diplomatın oğlu olarak dünyaya gelmiştir. İsviçre’de başladığı eğitiminden sonra, babasının Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nde göreve başlaması nedeniyle 1948’den itibaren New York Üniversitesi’nde devam etmiştir. 1953’te bu üniversiteden Klasik Arkeoloji bilim dalında mezun olduktan sonra, Princeton Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yapmıştır. Princeton’dan bir ekip tarafından Sicilya’da Morgantina sitinde yürütülen kazılarda ünlü arkeolog Profesör Karl Erik Sjoquist’in asistanlığını yapmıştır.
Afrodisias ekolü olarak tanımlanan heykeltıraş sanatçıların eserlerine duyduğu ilgi zamanla derinleşmiştir. 1961’de şahsi girişimleri ile bizzat organize ettiği bir keşif ve kazı programı ile Afrodisias’ta çağdaş araştırmaların başlamasını sağlamıştır. Prof. Dr. Kenan Tevfik Erim New York Üniversitesi’nde Klasik Çağ Profesörlüğü ve Afrodisias kazılarının başkanlığı görevlerini ölümüne dek sürdürmüştür. Gezi, yazı ve konuşmaları ile Afrodisias’ın dünya çapında üne kavuşmasında ve kazılar için özellikle ABD kaynaklı finansman temin edilmesinde de en büyük katkıyı sağlamış kişidir. Kazılarda ortaya çıkarılan yapılar ve buluntular ve özellikle de heykel sanatı ürünleri, göz kamaştırıcıdır. 
Prof. Dr. Kenan T. Erim Aphrodisias’a ilk gelişini şöyle anlatır: “1959 yılının Temmuzunda Nazilli’den yola çıktığımda bu denli önemli bir seyahat olduğunu tahmin bile edemezdim. Karacasu’dan sonra çok kötü toprak bir yolla Geyre’ye ulaşmadan önce Aphrodithe Tapınağının sütunlarını gördüm. Köy tamamen Aphrodisias’ı kaplamıştı. Ancak muhteşemliğini gizleyememişti. Akşam olmadan Jeepim beni tekrar Nazilli’ye ulaştırdı. İlçenin tek otelindeki odamda günlüğüme şunları yazdığımı hatırlıyorum. Hayatımda yeni bir dönem başlıyor.”

3 Kasım 1990’da vefat etmiştir. Mezarı Aphrodisias Antik kentinde ölmeden 3 hafta önce restorasyonu bitirilen Anıtsal Tören Kapısı’nın güney tarafındandır. Bu Türkiye’de bir ilktir. Ömrünün yarısını bu kentin ortaya çıkarılmasına harcayan Kenan Erim'in Aphrodisias Müzesi’nde bir büstü bulunmaktadır. Şimdi O kendi değimiyle “sevgilisinin koynunda” yatmaktadır. 

Football news:

Hazard will miss the match with athletic
Juventus are Interested in Jacko
Micah Richards: Arsenal need to keep the Forward. It can attract other top players
York on Keane's criticism of De Gea and Maguire: Roy himself was not perfect when he played. He should be more restrained
Setien on Griezmann: When he plays, I am asked about Fathi, and Vice versa. Antoine is important to Barca
Setien on the situation with Messi: I haven't heard anything from him. Everything else is speculation
Sane did not pose in the number 10 shirt out of respect for Coutinho