Turkey
This article was added by the user . TheWorldNews is not responsible for the content of the platform.

Emre Kongar : Yargı kararlarıyla tarih değişir mi?

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sekiz sanıklı Gezi Parkı davası hakkındaki kararlarını açıkladı.

Osman Kavala’ya, Türk Ceza Kanunu’nun 312/1 maddesine göre, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan verilmiş olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı.

Daire, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Çiğdem Mater Utku ve TİP Hatay Milletvekili Can Atalay için de “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan verilen 18’er yıl hapis cezalarını da onadı.

Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ayşe Mücella Yapıcı hakkında verilen 18’er yıl hapis cezaları bozuldu.

Bu sanıkların eylemlerinin, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” kapsamında olmadığı “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Sonuç itibarıyla, yargı, Gezi Parkı Direnişi’nin “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” yani bir “darbe teşebbüsü” olduğuna karar vermiş oldu.

***

Oysa “Gezi Parkı Direnişi”, parkı, doğayı, yeşili korumayı amaçlayan, 31 Mart gerici asker ayaklanmasında karargâh olarak kullanılan Topçu Kışlası’nın yeniden inşa edilmesine karşı olan, Anayasa’nın tanıdığı hak ve özgürlükler bağlamında yapılmış Demokratik bir eylemdi.

Bu Demokratik eylem, 27 Mayıs 2013 gecesi Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesine direnme biçiminde başlamış, iktidarın çok sert ve orantısız şiddet kullanması sonunda, bütün yurda yayılmış, başta gençler olmak kaydıyla, milyonlarca kişi iktidarın baskılarını protesto etmişti.

Bu Demokratik eylemin en önemli özelliği, iktidarın sözde “Demokratik” olma maskesini düşürmesiydi.

Barışçı ve Demokratik bir gençlik/halk eyleminin orantısız güç kullanılarak bastırılmak istenmesi, bütün dünya gözlemcileri tarafından, iktidarın hiç de Demokratik olmadığının bir kanıtı olarak algılandı.

Yolsuzluk iddiaları da Gezi Parkı Direnişi sonrasında yaygınlaştı, kamuoyuna yansıdı ve 17-25 Aralık 2013 olaylarına kadar gitti.

***

Bütün otoriter iktidarlar halkın Demokratik gösterilerinden, protestolarından, direnişlerinden çok korkarlar ve bunları daha başlarken bastırmaya çalışırlar.

Gezi Parkı Direnişi, Demokratik bir protesto eylemi olarak iki il hariç, Türkiye’nin bütün kentlerinde, milyonlarca kişinin katılımıyla bir aydan fazla sürmüş tarihsel bir olaydı.

Bu niteliğiyle AKP/Erdoğan iktidarının “muhafazakâr demokratik” maskesini düşürüp “baskıcı otoriter” niteliğini ortaya çıkaran bir dönüm noktası olarak görülebilir.

Sanıyorum, zaten bu nedenle, iktidarın hem nesnel tarihi değiştirme hem de intikam alma hedefi haline geldi...

Böylece bir “Demokratik Eylem”, bir “Hükümet Darbesi” suçlamasıyla mahkûm edildi!