Turkey
This article was added by the user . TheWorldNews is not responsible for the content of the platform.

Özdemir İnce : Şaban Yıldız, Tanbey, İşpartiş

Bu yazı daha önce, 21 Temmuz 2007 günü Hürriyet gazetesinde yayımlanmıştı. Şimdi neden mi yayınlıyorum? Şimdi yazıyı okuyun, yanıtını yazının sonunda okuyacaksınız:

***

Yıl 1965. Eylül başı olmalı. Mustafa Ekmekçi ile Bodrum çarşısındaki Adliye Camisi’nin önünde burun buruna geldik. Mustafa, Bodrum’a 10 Ekim 1965 seçimleri için halkın nabzını tutmak için gelmiş. Biz de Ülker’le Aydın’dan gezmeye gelmiştik.

Mustafa, dönemin en sıkı gazetecilerindendi, Cumhuriyet’te çalışıyordu. Biz ayaküstü sohbet ederken yanımıza biri yanaştı. Adı Sami idi, Almanya’dan yeni dönmüştü, mazotla çalışan bir Mercedes getirmişti. İstersek bizi Gümbet diye bir yere götüreceğini söyledi. İstedik. Gümbet uçsuz bucaksız bir kumsaldı. Kumsalda bir tahta iskele, üstü ağaç dallarıyla örtülü bir kahve ocağı vardı. Yemek de yapıyorlardı. Bizim için ahtapotlu pilav yapabilirlerdi, tavuk istersek ortalıkta dolaşanlardan birini yakalayacaklardı.

Ülker yüzdü. Biz Mustafa ile seçim üzerine konuştuk. En çok da TİP’i konuştuk. Seçimlere ilk kez bir sol parti katılıyordu. Adaylarlar işçi, köylü ve sol aydınlardan dengeli olarak seçiliyordu. Mustafa, Şaban Yıldız’ın Aydın’dan aday gösterildiğini söyledi. Biliyordum, çünkü ilkin arkadaşım Türkçe öğretmeni Osman Karaca’ya öneri yapılmıştı. Osman “Ayıp olur” diye, “Biz aday olmak için mi çalıştık” diye öneriyi kabul etmemişti. Sonra bana adaylık önerilmişti, ama benim yaşım yetmiyordu. Yetseydi ne yapardım bilemiyorum. Ayrıca ve aslında, seçimden sonra Fransız hükümetinin 1965-66 dönemi için verdiği burstan yararlanarak Paris Üniversitesi’ne (Sorbonne) bağlı l’Institut des professeurs de français à l’etranger’de (Yabancı Ülkelerdeki Fransızca Öğretmenleri) ek öğrenim yapacaktım.

TİP, ulusal artık yönteminin uygulandığı genel seçimde yüzde 2.97 oranıyla 276 bin 101 oy alacak ve 14 milletvekili çıkaracaktı. Aydın’da ise yüzde 3.74 oy alarak, AP ve CHP’nin ardından üçüncü parti olacaktı; seçmenlerin 6.733’ü TİP’e oy verecekti. Birkaç yüz fazla oyla bir milletvekili çıkarabilirdi.

Şaban Yıldız (1919-2000), 13 Şubat 1961’de kurulan TİP’in 12 sendikacı kurucusundan biri ve ilk genel sekreteriydi. 1971’e kadar kesintisiz yönetim kurulu üyesi, merkez yönetim kurulu üyesiydi. 2.11.1969-1.11.1972 arasında genel başkanlık yaptı. TEKSİF, TÜRK-İŞ ve DİSK’in kurucularındandır. Bir tekstil işçisidir! 1965 seçimlerinde partinin İstanbul il başkanıydı. Tipik bir organik aydındı. Osman Karaca adaylığı utandığı için kabul edemeyince, benim yaşım yetmeyince Aydın’dan aday olmuştu. Parti, Aydın’dan bir milletvekili çıkaracağını umuyordu.

Beni neden aday yapmak istiyorlardı? Babam sendikacıydı, ben de 15 yaşımdan beri sendikacılığın içindeydim ve Yunus Çakır adıyla parti için çalışıyordum. Bu adla yazılarım ve yayımlanmış çevirilerim vardı.

Aydın’a döndük. Şaban Yıldız ile buluştuk. Osman Karaca ve ben kendisine açıkça yardım edemiyorduk. Ama TİP Aydın’da çok iyi örgütlüydü. Aydın, Şeyh Bedreddin’in halifelerinden Torlak Kemal’in memleketiydi. Torlak mahallesi vardı.

Aydın’dan ayrılmasından önce eve yemeğe davet ettim Şaban Yıldız’ı. Kapının önünde sivil polisler dolaşıyordu. Ülker güzel yemekler hazırlamıştı. Pikapta Tanbey’in “Taş Beethoven”ı 5. Senfoni çalıyordu. Masada 22 aylık Tanbey de oturuyordu. Şaban Yıldız çok mutlu olmuştu. Bu arada Tanbey elindeki kaşığı birden masaya vurmaya, “İşpartiş!” diye bağırmaya başladı. Müthiş bir mucizeydi, geç konuşan Tanbey “İşpartiş!” diyordu.

Şaban Yıldız’ın “Bizler için işte böyle bir ev, böyle bir yuva!” dediğini anımsıyorum.

***

TİP’in kuruluşundan itibaren öğretmenler, özellikle de Köy Enstitüsü çıkışlılar, partinin doğal üyesi gibi çalışmaktaydı. Osman Karaca, hayattaysa kendisini hasretle kucaklarım, TİP’in Ege Bölgesi müfettişi gibiydi. Partinin kullandığı küçük büroların kiralarını başta öğretmenler olmak üzere, sendikalarla işbirliği yaparak biz ödüyorduk. Gerektiği zaman konuşma metinlerini biz yazıyorduk. Lise öğretmenlerinin neredeyse tamamı para yardımı yapıyordu. Hiç unutmam bir gün yaşlı bir coğrafya öğretmeni kadın “Teessüf ederim Özdemir Bey, herkesten para istediniz benden istemediniz!” demişti. Ben de “Sizin eşiniz ağır ceza reisi hanımefendi!” diye cevap vermiştim.

Bu yazıyı, solcu kardeş ve yoldaşlarımın “Sen kim oluyorsun da bize akıl veriyorsun?” çıkışmasından korunmak için yayımlamayı düşündüm!