Turkey

Fatih Terim için boşuna uğraşmayın

Birbirimize hep “adaş” dedik...

O Fatih...

Ben Fatih...

Şimdi baktım, yine bir kazan kaynıyor...

Haber şöyle:

Başkan Cengiz, Fatih Terim’i hedef alan ifadeler kullandı.”

Terim şimdi ne yapacak?

Spor müdürümüz Mehmet Arslan bilir...

Spor yazmam ama...

Yazdığım zaman bilir ki bir nedeni vardır... 

Ve tam kaynağındandır...

İşte o nedenle...

“Terim şimdi ne yapacak” sorusuna bir cevap vermek istedim.

Açık ve net cevap şudur:

Fatih Terim, Galatasaraylılara bir söz verdi. Sonuna kadar tutacak. Rahat olun...”

Arkadaşlar, bu “Rahat olun” lafı nettir.

Yani...

Dedikoduların ve kaynatılan kazanların içine düşmeyin.

Rahat olun...”


BİR ÇOCUK DOMATES ATTI, DİĞERİ LEBLEBİ FIRLATTI, 1 ÖLÜ 10 YARALI VAR

ŞAŞIRMAYIN

.

Gerçekten de afacan bir çocuk, eline bir domatesi alıp kartopu oynar gibi fırlatıyor.

‘Niye’si falan yok. Çocuk bu. Fırlatmış işte...

Peki sonuç?

Ajanstan geçen haber aynen şöyle:

“Bakkalına domates atan çocuğa tepki gösteren kişi ile çocuğun ailesi arasında çıkan tartışma kısa sürede büyüdü. Bakkalın yakınlarının da olaya dahil olmasıyla 2 grup arasında çıkan silah, taş ve sopaların kullanıldığı kavgada 1’i ağır 6 kişi yaralandı. (Mehmet Mücahit Ceylan/Diyarbakır, DHA)”

Bu haberi okudum. Bir daha okudum...

İnanamadım...

Sonuçta çocuk bir domates fırlatmış... Hepsi bu...

Silahlar, sopalar, bıçaklar... Ağır yaralılar...

VE LEBLEBİ

Dahası var...

Birisi de leblebi fırlatmış...

Ortalık kan gölüne dönmüş...

DHA’nın haberi aynen şöyle:

“Olay, Yüreğir ilçesi Kiremithane Mahallesi’nde meydana geldi. Arkadaşlarıyla birlikte düğüne giden Sabahattin Narin’in başına leblebi atıldı. Öfkelenen Narin, leblebiyi attığını düşündüğü Abdulkadir S. ile tartışmaya başladı. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüştü. Abdulkadir S.’nin arkadaşları da kavgaya katıldı. Ertesi gün aynı nedenle tekrar çıkan kavgada Abdulkadir S., yanında getirdiği av tüfeğiyle Narin’e ateş etti. Ağır yaralı olarak özel hastaneye kaldırılan Sabahattin Narin, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.”

İşte bu da leblebi cinayeti...

Diyebilirsiniz ki “Bunun öncesi vardır. Leblebi, domates bahanedir.”

Diyebiliriz elbette...

O zaman da soru şu:

Demek ki: “Hiç konuşmadan öfke biriktiriyoruz.”

Yani...

Konuşmuyoruz... Birbirimizi duymuyoruz... Belki de artık anlamak da istemiyoruz...

Sonra ne oluyor...

İşte böyle oluyor:

İzmirin Karşıyaka ilçesinde taksiciler arasında çıkan müşteri kavgasında 1’i ağır, 4 kişi yaralandı.”

Bu haberi de DHA’dan Halil İbrahim Karabıyık geçiyor.

NE OLUYOR ARKADAŞLAR

Geriye doğru ajansların geçtiği haberleri size aktarsam şaşırırsınız.

Leblebi, domatesten başka, trafikte yol vermeyenin öldürüldüğü...

Yan baktığı için bir kişinin ağır yaralandığı... 

Ya da bekleme kuyruğunda çıkan kavgada birinin feci şekilde dövüldüğü gibi onlarca haber var.

İnanın her gün sayamadığım kadar benzer haber okuyorum.

Ve işte o yüzden soruyorum:

“Neler oluyor bize... Bize neler oluyor...”

Türkiye’nin dört bir tarafından 24 saat içinde peş peşe geldi bu haberler...

Olayın vahametini anlatmak için bir kısmını aktarıyorum...

ANKARA’da polis ekiplerince yapılan denetimde, 3 işyerinde sahte içki üretiminde kullanılan 3 ton etil alkol ele geçirilirken, 3 kişi de gözaltına alındı.

İSTANBUL’da polis, 17 bin 476 litre alkollü içki sıvısı, 287 adet dolu, 360 adet boş içki şişesi ele geçirdi.

GAZİANTEP’teki baskınlarda 11 bin 250 içki etiketi, 1500 litre etil alkol ele geçirildi..

KARAMAN’da kaçak içki üreten kişiler yakalandı. 3 kişi tutuklandı.

KIRIKKALE’de bir işyerine yapılan baskında çok sayıda şişelenmiş kaçak içki ele geçirildi. 1 kişi tutuklandı.

ZONGULDAK’ın Ereğli ilçesinde sahte içkiden yaşamını yitiren Harun İnanç, toprağa verildi.

ANTALYA

Ah benim balam...

Ah yıkıntıların arasında gördüğüm oyuncak ayı...

Ah benim çocuklarım...

Gece yarısı rüyalarında vurulan yavrular...

Ah canım bebeklerim...

Kimisi var...

Anne-baba okuluna senede yüz binlerce lira para verir. 

Altında araba... Aklı havada... 

Kimisi var...

Anne-baba yemez içmez, okul masrafına yetiştirir.

O çocuk da zor okur. Okul asmak zevktir...

Ama kimisi var, işte böyle olur...

Uzaktan eğitim günlerindeyiz ya...

Hatay’da içimizi yakan yangın neden çıktı?

Sosyal medyaya düşen iddia, PKK terörünü işaret ediyor.

Yangının birkaç yerden çıktığı iddiaları da PKK şüphesini arttırıyor.

Önce Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye sordum.

Bakan Bey bu sırada helikopterle yangın bölgesini inceliyordu.

Cevabının özeti şöyle:

“Şu anda bütün gücümüzle kontrol altına almaya çalışıyoruz. Yangının çıkışında bir terör olayı var mı? Tabii bu konuyla Süleyman Bey (Soylu) ilgileniyor. Bana gelen net bir şey yok.”

Ve dün de İçişleri Bakanlığı’ndan yetkililere sordum.

Bakanlıktan aldığım bilgi de şöyle:

1960’lı yılların en büyük pehlivan tefrikacısı Murat Sertoğlu öylesine inanmıştı ki...

Eline geçen Amerikan Güreş dergisi Wrestling’deki yazıyı okuyunca daha da ümitlenmişti..

Dergideki araştırmacı şöyle yazıyordu:

“Fransız bandıralı La Bourgogne transatlantiği Portekiz’e 933 mil uzaklıkta bulunan Azor adası açıklarında batmıştı. Bir süre sonra Azor adası kıyılarına 20 yakın ceset vurmuştu. Cesetler arasında 2 metre civarında boyu, belinde uzunca bir kuşak bulunan bir kişi daha vardı. Bu kişi Amerika’da güreşle ünlenen Koca Yusuf olabilirdi. Bu cesetlerin adanın kilisesinin bahçesine gömüldüğü söyleniyor...”

Sertoğlu o dönemde çıkan Yıllar Boyu tarih dergisinde bir yazı yazdı ve çağrıda bulundu:

Koca Yusuf gibi büyük bir cihan pehlivanının kemikleri memleketine getirilmelidir.”

1964’TE İLK DENEME

Sertoğlu’

Kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Korkmaz Karaca’nın telefonu çaldı...

Arayan eski bir dostuydu... Ve şöyle diyordu:

Korkmaz, biliyorsun babam bir süredir Miami’de tedavi görüyor. Ama artık ölüm döşeğinde ve bana vasiyet etti. Türkiye’de ölmek istiyor.”

Karaca bu isteği hemen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a iletti. 

Erdoğan, anında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na talimat verdi:

Son arzusu vatan toprağında ölmek olan bu değerli insanın isteğini yerine getirelim.”

Bakan yardımcısı Yavuz Selim Kıran devreye girdi. 

Ve son arzusu vatan toprağına defnedilmek olan “Türkiye çınarı”, kendi evinde huzur içinde gözlerini kapattı.

Peki, Cumhurbaşkanı

Okuyunca inanamadım...

Apartman yöneticisi Okan Dağlı da şaşırmış.

Hangi şapşal böyle bir hırsızlık yapar diye...

Sonra fotoğrafa baktım.

Yine inanamadım...

Ankara Tuzluçayır’da bir apartmanın yöneticisi sabah uyanıyor. 

Ve bir bakıyor ki...

Güvenlik kameraları yerinde yok...

Fotoğrafa bakınca...

Sırt çantaları ve ellerinde haritalarıyla at sırtındaki bu kızları macera düşkünü birer gezgin zannedebilirsiniz.

Antalya Çıralı’da ata binen “turistler” gibi.

Kapadokya mı desem, Göbeklitepe mi?

Hiçbiri...

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün AA’nın KKTC ile ilgili sorularını cevaplarken çok kritik mesajlar veriyor...

Özeti şudur:

Önümüzdeki kritik dönemde ve seçimler sonucunda, bizimle uyum içinde çalışacak bir KKTC Cumhurbaşkanı beklentimiz var.”

İlk bakışta normal ve diplomatik olan bu cümlenin derinlerinde çok önemli bir mesaj var.

Önce soralım:

Hangi seçim?

Söz konusu olan, 11 Ekim’de KKTC’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimidir.

Yani...

Bu seçim...

Bu fotoğrafa iyi bakın... Çünkü bu fotoğraf çok sessizce yazılmış, sade bir “insanlık dersi”dir...

Anlatayım...

Saniye Hanım, tam 20 yıldır aynı pencereden bakıyordu...

Birkaç seyrek ağaç... Çoğu zaman kapalı bir hava... 

Sonra duvarlar...

En sevindiği an, güneş açtığında onu bahçeye çıkardıkları andı...

Emektar hemşiresi, yavaşça gelip kolundan tutardı...

Sonra gökyüzü...

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy öylesine sessiz bir devrim yapmış ki...

Sonuçları geldikçe daha iyi anlıyoruz.

Belki bir basın toplantısıyla haberler arasından geçip gidiyor. Yeterince anlayamıyoruz.

Ama öylesine müthiş hikâyeler var ki... İşte bu pazar onları anlatacağım. O hikâyelerin kahramanlarını.

Başlıkta “

Son günlerde el altından bir haber pompalıyorlar...

Türkiye Ege Ordusu’nu lağvetmeli.

Nereden geliyor?

Yunan tarafından...

Şu anda resmi bir talep değil... 

Ama el altından pompalıyorlar...

Bunun anlamı şudur:

Eğer görüşmeler pozitif bir noktaya doğru giderse, “masayı dağıtmak” için Ege ordusunu kendilerine bir tehdit olarak ortaya koyacaklar.

Dün bu konuyu Milli Savunma Bakanlığı’ndaki önemli bir yetkiliye sordum.

Olayın saati belli. 

Alçakların kaçtıkları otomobilin plakası belli. 

Kaçarken düşürdükleri cep telefonları elde.

Hadi be polis kardeşim, yakalayın şunları...

Benim bildiğim İstanbul polisi bırakmaz bu olayın peşini...

Peki olay nedir?

Önceki gün Dolmabahçe Sarayı’nı gezen ABD’li bir aile, büyülenmiş bir şekilde saraydan ayrılır ve caddeye çıkarlar. Tam özel minibüslerine binecekler... İki kişi hızla üzerlerine gelir. Çantalarına asılırlar. Ama Amerikalı kadın ve eşi çetin ceviz çıkar. Rehberleri ve minibüsün şoförü de müdahale edince... Alçaklar fotoğraftaki otomobile binip kaçarlar. Ama rehber İlarya peşlerini bırakmayıp bir de kaçtıkları otomobilin fotoğrafını çeker...

ABD’li aile ertesi gün şok halinde Türkiye’den ayrılır...

Yunan gazetesinin alçakça manşeti öyle sıradan bir olay değildir.

Kökünde ve arkasında...

Avrupa’yı zehirli bir sarmaşık gibi kuşatan, ırkçılığın, faşizmin, Türkiye ve yabancı düşmanlığının temeli vardır. 

Kökünde...

Avrupa’da yükselen ırkçılığa oy için prim veren siyasiler vardır.

İşte bu pazar, günlerdir dalga dalga üzerimize gelen Türkiye düşmanlığını olaylarla ve örnekleriyle inceledik.

BELÇİKA’DA KADIN POLİSİN NAZİ SELAMI


Sarı yaz başlarken...

Yani deniz mevsimi biterken...

Yani sonbaharla birlikte sahiller boşalırken... 

Bütün çevrecilerin merak ettiği soru şudur:

Acaba bu yaz ormanları ne kadar yaktık? Denizleri ne kadar kirlettik?”

Dün, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la sohbet ediyoruz...

Tabii Murat Bey’e hep çevreci sorular gelir. 

Oysa şehircilik için de muazzam bir çalışma yürütüyor.

Deprem bölgeleri... Yeniden yapılan konutlar... Toplu konutlar... Şehircilik planları... Karadeniz’den Güneydoğu’ya, oradan Ege’ye ve Akdeniz’e uzanan yatırımlar... 

Önceki gün bir sohbette alıyorum bilgiyi... Bir işadamı dostum duymuş...

Muazzam bir proje... 

İstanbul-Ankara arası “süper hızlı tren”...

Biraz araştırıyorum... Gerçekten de böyle bir hazırlık var... Eğer proje gerçekleşirse, İstanbul’dan kalkan süper tren 1.5 saat sonra Ankara’da... Müthiş bir şey...

Düşünsenize... 

Ankara’da randevusu olan bir işadamı, mesela sabah 07.30’da süper trene biniyor.

09.30’da randevusuna gidiyor. İşini çözüyor. Ve öğlen İstanbul’da işinin başında...

Projenin gerçekleşme sürecini bilmiyorum. Ama proje gerçekleşecekse umarım 2023’e yetişir...

Belli ki 2023 tam bir 100’üncü yıl şöleni olacak...

Fatih Sultan Mehmet Han’dan günümüze kadar Vatikan arşivlerinde iz süren Rinaldo Marmara, aralık ayında Fatih’in Vatikan’la yazışmalarını araştırmaya gidiyor.

25 yıldır Vatikan’ın ana arşiv binasından girip fresklerle süslü tavanlardan ve uzun koridorlardan geçiyor... Turistlerin bir kapıya kadar girebildiği binanın, Dan Brown filmlerindeki o labirenti andıran ve odalardan oluşan asıl arşiv bölümü müthiş bir koruma altındadır.

Yıllardır işte o arşivde çalışır.

Arşiv binasının altında ise ışık ve nem ölçerlerle korunan resim, grafik ve haritalar bulunur. Bir kez de yeraltındaki özel korumalı odaya bir camiyi tanımlamak için girmiştir.

Evet, Rinaldo Marmara’yı ancak böyle bir girişle anlatabilirdim.

Çünkü dünyada Vatikan “özel” ya da “gizli” arşivlerine girebilen, orada uzun yıllar çalışabilen az sayıda kişiden birisidir.

Birkaç gün önce bir kitap çıkardı. Detaylarını aktaracağım.

Hakkâri Uludere’den Mardin’e doğru geçerken buldum Muharrem İnce’yi...

Uzunca bir telefon konuşması yaptık..

Etrafı dağlarla çevrili 32 haneli Dağdibi köyü ahalisi, otobüsün önünde İnce’yle konuşuyor:

Vatandaş: “Parti kursana...”

Kurayım mı?”

“Kuuuuuuur...”

Sonra bir daha soruyor Muharrem İnce:

Yani parti kurayım mı?”

“Kuuuuur... Vallahi yıllar oldu buraya kimse gelmemiştir...”

Yoruma gerek gerek var mı?

Haritayı yıllara göre yapınca her şey görünüyor zaten.

2014’te Suriye’nin kuzeyine “kafa kesen sapkınlar, yani DEAŞ” yerleşiyor.

O günlerde internette yayınlanan “infaz videoları” ile dünya ayağa kalkmış durumda.

Avrupa’nın göbeğinde bombalar patlıyor.

Ve ABD karar veriyor:

DEAŞ bitecek.” 

NATO açıklamaları, uluslararası terörle mücadele falan derken Türkiye DEAŞ’a karşı taşın altına elini koyuyor.

Football news:

Bonera on the victory over Fiorentina: for Milan, this is a new piece of a huge mosaic
Cherchesov about Zabolotny: Big plus-it has moments, it is necessary to realize. He works for the team and really helps a lot
Messi dedicated the goal to Maradona: under the Barca Jersey, he put on a retro Newells old boys t-shirt. Diego played 5 games for him in 1993
Cavani scored 3 (2+1) points, coming on as a substitute in Manchester United's match with Southampton. He has 3 goals in 5 games in the Premier League
Solskjaer about the comeback against Southampton (3:2): Manchester United never give up - this is a feature of the club
Koeman about 4:0 with Osasuna: an Important win, I'm happy. Barcelona can't afford to lose any more
Milan have scored in 29 consecutive Serie A games. This is a repeat of the club record of 1973