Turkey

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki?

Bu cümle, Kuran-ı Kerim’den bir ayettir.

Ayetin tamamı şöyledir:

*

“De ki... Hak geldi, batıl yıkılıp gitti... Zaten batıl, yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra–81)

*

Yazdığını okutturmak...

Yazıyla haşir neşir olan herkesin en büyük rüyasıdır.

*

Yazdığını okutturmanın ordinaryüsüydü Bekir Coşkun.

*

Yazıyla var olmak...

Var oluşların en zorlusu, en yıpratıcısı, en soylusudur.

*

Yazıyla var olmanın profesörüydü

Denizli Valisi, Denizli sokaklarında gerçekleştirdiği korona teftişinde şu iki olaya imza attı:

BİR: Döner ustası kendisini pek takmayınca dönerciyi kapattırdı. İKİ: Bu olayın ardından yaptığı yazılı açıklamada ifade ve imla açısından Türkçeyi resmen katletti.

*

Denizli Valisi’ne acilen şu kurslara gitmesini hararetle tavsiye ediyorum:

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan, bebekleri katlederken...

HDP milletvekili olarak şöyle dediniz:

*

“Karabağ’da süren savaşta her iki taraf da sivil yerleşim yerlerine saldırılar düzenliyor. Azeri ve Ermeni güçleri, derhal sivil yerleşim yerlerine saldırıları durdurmalıdır”.

*

Sayın Garo Paylan...

Ermenistan’ın, savaş hattının çok uzağındaki Gence kentinde bebekleri katlettiği gecenin sabahında vicdanlı bir siyasetçinin yapacağı açıklama böyle mi olmalıydı?

“İki taraf da yapıyor”

“Sustu, sustu, sustu... Işık olayında konuştu” diye bir eleştiri yazdım dün Ahmet Necdet Sezer için.

Ağır bir eleştiri değildi ha!

İmbat rüzgârı gibi hafif bir eleştiriydi.

*

Hatta eleştiri bile sayılmazdı yazdıklarım.

Minnacık bir yadırgama denilip geçilecek cinstendi.

*

Öyle bir tepki aldım ki...

Eski cumhurbaşkanlarımızdan Ahmet Necdet Sezer...

Sel oldu sustu, deprem oldu sustu.

Seçim oldu sustu, referandum oldu sustu.

Darbe oldu sustu, Ergenekon oldu sustu.

Afrin’de sustu, Libya’da sustu.

10 Kasım’lar, 29 Ekim’ler, 30 Ağustos’lar... Sustu.

Düğün oldu sustu, cenaze oldu sustu.

Dirayetli bir susuştu onunki.

Gençler pek bilmez:

Eskiden darbeler şu iki parolayla “Geliyorum” derdi:

*

- BİR: Genelkurmay’ın ışıkları yanıyor.

*

- İKİ: Genç subaylar rahatsız.

*

Bu

İyi niyetli bir yazı yazdım.

Dedim ki:

*

“İstanbul’da yol kenarlarındaki yeşil peyzajlar, benim hoşuma gidiyordu. Yerine yapılacak olanı da pek sevmedim. Ama bu benim kişisel görüşüm. Belki İstanbul halkı, benden farklı düşünüyor olabilir. Bu konu halkoyuna sunulamaz mı?”

*

Yangınlar çıktı.

- Börtü böcek, kurt kuş yandı.

- Ağaçlar kavruldu, yeşiller gri oldu.

- Doğayı simsiyah bir duman kapladı.

- Evler, ocaklar söndü.

*

“Ateşin Çocukları” adlı PKK’nın alçaklar sürüsü...

Dikkatinizi çekti mi?

Şu ana kadar...

Şu koca yeryüzünde...

Bir tek kişi bile...

“Ermenistan haklıdır” demedi, diyemedi.

Putin’i, Macron’u, Trump’ı...

Hatta ve hatta Paşinyan’ı bile...

Böyle bir şey demedi, diyemedi.

Rauf Denktaş, bizim açımızdan şu iki şeyi temsil ediyordu:

- BİR: Statükoculuğu...

- İKİ: Çözümü çözümsüzlükte aramayı...

*

Şimdi Rauf Denktaş’ın koltuğunda

Tarafsız Bölge’de üç Azerbaycan kadınını tanıdım.

Biri sanatçı... Biri bürokrat... Biri siyasetçi...

Üçüne de hayran kaldım.

*

Üçü de bilinçli... Üçü de yürekli... Üçü de kararlı... Üçü de dikkatli... Üçü de ölçülü... Üçü de konuya fazlasıyla hâkim... Üçü de dünyaya açık... Üçü de müthiş hatip... Üçü de çok iyi yetişmiş...

*

Tek tek tanıtmak isterim bu üç Azerbaycan kadınını:

Bir tarikata ya da bir cemaate gönül vermiş bir insanın devlet kademelerinde görev almasına hiç karşı değildim ben.

Çok yazı yazdım bu konuda. “Ne yani? Adam cemaatçi ya da tarikatçı diye devlet kademelerinde görev alamayacak mı?” falan diye...

*

Ama FETÖ vakasını görünce... Bu yaklaşımım allak bullak oldu.

FETÖ vakası ne demektir? En basit, en yalın, en dört başı mamur bir şekilde şu demektir:

*

Bir cemaate gönül vermiş bir insanın; general, hâkim, savcı, daire başkanı, özel kalem müdürü, müsteşar, Emniyet müdürü olduğunda...

Devlet hiyerarşisini bir tarafa bırakıp bağlı olduğu cemaatin hiyerarşisine tabi olması demektir.

*

Adı Ali Edizer...

GATA’da başhekim yardımcısı... Yaptığı paylaşımlar nedeniyle görevden alındı... Adam herkesin dilinde... Ben de şöyle bir baktım paylaşımlarına... Çok ilginç bir portre var karşımızda... Şöyle bir portre:

*

Adam, tam bir magazin düşkünü.

Ajda Pekkan’ın aşklarından falan söz ediyor.

*

Adam, tam kadın öfkesine maruz kalabilecek bir tip.

Eşini aldatan erkeklere, ikinci/üçüncü eş almayı öneriyor.

*

“Paşinyan” sözcüğünü duyunca nedense aklıma ilk gelen şey kafiye uydurmak.

- Mesela “Paşinyan / Perişan” gibi...

- Mesela “Paşinyan / Pişman” gibi...

Küçümsüyorum bu uğraşı ama yine de kendimi alamıyorum kafiye uydurmaktan.

*

Azerbaycan’a 300 cihatçı gitmiş.

Batı basını bunu yazıyor. Macron bunu söylüyor. İçimizden bazıları da buna sarılıyor.

*

“300 cihatçı gitti... Türkiye gönderdi...” deyip duruyorlar.

Ünlü ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu, sokakta gezerken dört genç kızın bira içtiğini görmüş ve hayretler içinde kalmış.

Bunu da ifade etmiş.

*

Ortalık toz duman!

Vay efendim, nasıl olurmuş da Nihat Hatipoğlu, bira içen genç kızları gördüğünde hayretler içinde kalırmış.

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

*

Arkadaşlar!

Söz konusu kişi...

Bir din hocası... Bir ilahiyat profesörü... Sabah akşam İslami sohbetler yapan biri...

Ne bekliyorsunuz ki ondan?

*

Ne yani?

Nihat Hatipoğlu’ndan beklediğiniz...

“Geçenlerde sokakta geziyordum. Gençlerimiz ellerinde biralarla acayip eğleniyorlardı. Şahane! Mükemmel! İşte benim özlediğim Türkiye” falan demesi mi?

*

Adam tabii ki yadırgayacak, tabii ki hayrete düşecek, tabii ki memnun olmayacak.

*

Kural net ve açık:

- Yeter ki... Kimseye müdahale etmesin...

- Yeter ki... Kimsenin yediğine içtiğine karışılmasını talep etmesin...

- Yeter ki... Kimsenin hayat tarzına zorlamaya dayalı bir müdahale özlemi çekmesin.

*

Zorlama hakkı yok.

Ama yadırgama hakkı, ama hayretle karşılama hakkı, ama memnun olmama hakkı... Tabii ki var.

*

Olaya bir de şuradan bakın isterseniz:

*

Siz sarık-cübbeyle gezen genç erkekleri ya da çarşaf giymiş genç kadınları gördüğünüzde...

Hiç mi yadırgamıyorsunuz? Hiç mi hayretle karşılamıyorsunuz? Hiç mi “Başımıza taş yağacak” duygusuna girmiyorsunuz?


İMAMOĞLU O TOPLANTIYA NEDEN ÇAĞRILMAZ?

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca’nın en takdir ettiğim özelliği şuydu:

*

Akreditasyon denilen olayı yerlere çarpmıştı. Yaptığı basın toplantılarında hiçbir akreditasyon uygulamıyordu. En muhalif kanallardan en marjinal internet sitelerine kadar tüm yayın organlarının temsilcilerinin sorularına canlı yayında takır takır cevap veriyordu.

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

*

Böyle bir Fahrettin Koca’nın...

İstanbul’da düzenlediği geniş kapsamlı salgın toplantısında İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yer almamasını içine sindirememesi gerekirdi.

*

Katılımcıları kendisi belirlemiyorsa bile...

“Durun bakalım... Nerede bu ilin belediye başkanı? İstanbul’da vaka sayısı almış yürümüş. Belediye başkanı olmadan bu mücadeleyi yapamayız. Başkan da bu toplantıya katılmalı” demeliydi.

*

Yine de geç değil.

Bakan Fahrettin Koca, şu saatten sonra da belediye başkanını işin içine katacak bir yaklaşım sergileyebilir.

*

Tam bunu yazdığım sırada bir son dakika bilgisi aldım. Bakan Koca, Başkan İmamoğlu’nu da içine alan bir yaklaşım sergileyecekmiş.

İki şey söyleyeceğim:

BİR: Geç oldu. İKİ: Bir daha olmasın.

KİTAPLAR ARIYORUM

- “MİT’ten CIA’ya Enver Altaylı’nın olağanüstü maceraları” temalı bir kitap var mı piyasada? Ya da şöyle sorayım: Enver Altaylı olgusunu öğrenebileceğimiz herhangi bir kitap tavsiye edebilir misiniz?

*

- “Ruzi Nazar kimdir, ne işlerle meşguldür, neden alengirli meselelerde adı geçmektedir” sorularına cevap arayanların başvurabilecekleri kitapların listesini alabilir miyim?

*

- Soros denilen adam hakikaten de her işin içinde mi, yoksa bir mübalağa mı söz konusu? Bu soruya doğru düzgün yanıt veren hangi kitap ya da kitapları tavsiye edebilirsiniz bana?


GRİP AŞISI MESELESİ ÇOK MÜHİM BİR İŞ

SAĞLIK Bakanlığı’nın ne yapıp edip...

Risk grubunda bulunan tüm vatandaşlarımızın grip aşısına ulaşmasını sağlaması ve “risk grubu” tanımını alabildiğine daraltmaktan kaçınması gerekir.

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

Biliyorum, bu yıl grip aşısına talep fazla... Biliyorum, grip aşısı sayısı sınırlı... Biliyorum, bir kısıtlama getirilmesi zorunlu...

Bütün bu gerçekler, risk grubunda bulunan vatandaşlarımızın aşıya ulaşamamasının gerekçesi olmaz, olmamalı.

 
İYİ PARTİ’Yİ DIŞ GÜÇLER Mİ KARIŞTIRIYOR

- Kamuoyu önünde partiyle ilgili eleştirileri günlerdir açıklayan Aytun Çıray, bir dış güç müdür?

- Her tartışmada adı geçen ve sürekli parti içi eleştirilere hedef olan Koray Aydın, bir dış güç müdür?

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

- “Partimizde Sorosçu var” diyerek partiyi bırakıp giden Balıkesir milletvekili İsmail Ok, bir dış güç müdür?

- Patlattığı son bombalarla İYİ Parti’de ortalığı karıştıran Ümit Özdağ, bir dış güç müdür?

*

- Son büyük kongrede bazı milletvekillerinin isimlerinin silinmesi için çaba gösterenler, bir dış güç müdür?


NEYE GÜLDÜĞÜNÜ SÖYLE KİM OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM

- Eğer düşene gülüyorsan, eğer bayağı şakalara fazlasıyla meraklıysan, eğer “akıl” ile “gülme” arasında hiçbir bağ kurmuyorsan... “Avamlık nedir, avam kime derler” meselesine dalmanın vakti gelmiş de geçiyor gibi.

*

- Eğer politik şakalara meraklıysan, eğer sosyal medyadan politik şakalar aşırıyorsan, eğer “Almanya bizi kıskanıyormuş keh keh keh” diyorsan... Dönüp dolaşıp varabileceğin yer Metin Uca’nın dönüp dolaşıp vardığı yer olabilir.

*

- Eğer aynı fıkraya her defasında aynı şevkle gülüyorsan, eğer komik kaçtığını düşündüğün anını bin iki yüz ellinci kez anlatıyorsan... Kendine mutlaka “Yoksa ben acayip sıkıcı biri miyim” diye sormalısın.

*

- Eğer beğendiği her karikatürü Face’te paylaşan ve Face hesabını bir tür karikatür çöplüğüne dönüştüren tiplerdensen... “Seçici olmanın mana ve kıymeti” konulu bir kursa yazılmanda sayısız fayda var.


ÖĞRENDİĞİME GÖRE

- Barista olmak için kurslar varmış. Hafta iki gün, altı ay... Sırf mis gibi Amerikano üzerine şöyle janjanlı bir kalp çizmeyi öğrenmek için bile gidilir valla...

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

- Askeri kıyafetler pek modaymış. Omuzlarında apoletlerin bulunduğu hâki montlar, gömlekler falan... Postal kıvamında botlar... Militarizmi de trend yaptılar yani.

SOSYAL MEDYADAKİ DELİLİĞİ ANLATAN EN İYİ ÖRNEK

YER: Twitter.

*

Bir kullanıcı Ataol Behramoğlu’ndan bir alıntı yapıyor.

*

Ataol Behramoğlu “Benim böyle sözüm yok” diyor.

Nihat Hatipoğlu’ndan ne bekliyorsunuz ki

*

Başka bir kullanıcı “Hayır var, araştır” diyor.

*

Sosyal medya denilen alanın...

Nasıl saç baş yolduran bir alan olduğunu... Nasıl bir delilik içerdiğini... Nasıl cahilce bilgiçlikler diyarı olduğunu... Nasıl insanı çıldırtan bir hava taşıdığını...

Bundan daha iyi anlatan bir örnek düşünemiyorum. 

Football news:

Only Barcelona won all 5 matches in the Champions League group. She will face Juventus in the last round
Chelsea secured 1st place in group E. Lampard led the club to the play-offs for the 2nd time in a row
Manchester United, PSG and RB each have 9 points in group H before the last round of the Champions League
Berg reached the Champions League group at 34 - probably the last one in his life. And I chewed out that very victory for Krasnodar
Ronaldo scored the 750th goal of his career. 450 of them are for real
Chiesa scored for the first time for Juventus-Dynamo Kyiv
Griezmann scored for the first time in 3 consecutive games for Barca. He has 5 goals in his last 7 matches for the club